Dünya Bizim Oyun Bahçemiz,Gezgin Cin

​ “Dünya bir oyun alanı. Çocukken hepimiz bunun farkındaydık. Büyürken hepimiz bunu unutuyoruz”

İlk defa gittiğimiz bir park, ilk defa tattığımız bir meyve, ilk defa dokunduğumuz bir nesne… Zamanla bu ilkler tükeniyor gibi bizler için.

Fakat durum hiç de düşündüğümüz gibi değil.

Günümüzde bir birey doğuyor. 4 Yaşında kreşe başlıyor, 6 yaşında okul öncesi eğitimi, 7 yaşında ilk öğretim, 15 yaşında orta öğretim, 19 yaşında üniversite, yüksek lisans, master, doktora… Bunlarla birlikte keşfetme arzusu da hayatının en değerli yılları da sönüp gidiyor. Yaşı 30 a geliyor. Ve çocukken ilkleri denemenin verdiği zevki başka şeylerde arıyor. İlk mevye, ilk nesne yerini ilk lüks araba, ilk eve bırakıyor. İnsanlar bunlara sahip olmanın verdiği faydalardan mutlu olup minnettar kalacaklarına; başkalarında bulunmayıp kendilerinde bulunmasına, yakın arkadaşlarında daha alt modelleri, daha ucuzları olmasına bakarak zevk alıp mutlu oluyorlar.

Zevk ve mutluluk algıları tamamen değişiyor. Sahip oldukları mallarla, elektronik aletlerle gurur duyup kendilerini tatmin ediyorlar.

 

 Peki ya çocukluğunda sahip olduğu merak ateşini sürdüren insanlar yok mu?

Elbette var. Bu insanlar sahip oldukları şeyleri yitirmeden değerini bilen insanlar. Bizlere bahşedilen bu hayatı imkanları dahilinde doya doya yaşamaya çalışan insanlar. Kafelerde sıkılan; ormanlarda, dağlarda mutlu olan insanlar. Her insan özeldir, eşsizdir. Onu mutlu eden veya üzen şeyler farklıdır. Ama ne yazık ki günümüzde insanlar kendi isteklerini ve kişiliğini ortaya koyarak bir birey olmaktansa, başka bir birey olarak gözüküp onun gibi yaşamaya çalışıyorlar. Ve en sonunda mutsuz olup gerçeklerin farkına varıyorlar. Fakat o zaman çok geç oluyor.

Yapılan bir araştırmada; Yaşlı insanlara hayatlarında en çok pişman oldukları şeyler sorulmuş ve bu insanların yaptıkları şeylerden çok yapmadıkları şeyler yüzünden pişmanlık duydukları ortaya çıkmış.

Peki o zaman soruyorum sizlere 70 yaşınızda, koltuğunuzda otururken torununuz size otostop çekerek Türkiye’yi dolaşacağını söylerse; onun gibi genç olmayı dileyip bende yapsaydım keşke demeyi mi? Yoksa gençliğinizde yaptığınız turların anılarını hatırlayıp gülmeyi mi tercih edersiniz?

Daima hayallerinizin peşinden gidin. Hayal gücünüzün bir otomobil şirketinin ürettiği milyonlarca arabadan birine sahip olmaktan daha yaratıcı ve özel olması dileği ile.

Facebook ile yorum yapın.

Halil Cin Yazar:

Kütahya doğumlu, bisiklet, dağcılık, gezi, tur, koşu, kamp tutkunu, 22 Yaşında doğa hastası birisi.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.